Web Toolbar by Wibiya Uyandırıcı / Şokçu: Hz Süleyman'ın Hayatı - Kabala ve İlluminatinin Temelleri

Güncellemeler


İlluminati Konusunda Yeni Olan Arkadaşlara : Düşmanımızı Tanıyalım- İlluminatiye Giriş Yazısından Başlayarak Son Yazıya Doğru Okumasını Öneririm


Son Yazımız - Ülkemiz Üzerinde Oynanan Oyunlar ve Dinler Arası Diyalog Tehlikesi Volume I



Önemli => İlluminati'nin Yeni Oyunu ACTA

"Bir ulusu fethetmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır. Birisi kılıçla, diğeri borçla." (John Adams)


Amacımız "Onların" nasıl düşündüklerini bilmenizdir

7 Ağustos 2011 Pazar

Hz Süleyman'ın Hayatı - Kabala ve İlluminatinin Temelleri

  Bu konuları anlatmadan direk illuminatiye girersek birçok şey havada kalacağından önce olayın temelini sağlam  idrak etmeliyiz ki, bu rahatsız insanların ne yapmaya çalıştıklarını anlayabilelim.

  Önceki yazımda Şeytan'dan bahsetmiştim şimdi ise illuminatiniyi daha da derinden size izah etmeye çalışacağım!

Hz. SÜLEYMAN (a.s)


İbrânice Şlomo (Salomon). Hz. Davud'un oğlu, O'ndan hemen sonra İsrail oğullarının peygamberi "akl-ı selim" ve "nazik" manalarına gelen "selim"in eş anlamlısıdır. (Vikipedi amca öyle bahsediyor kendisinden.)

Kitab-ı Mukaddes'e göre Hz. Süleyman, israiloğullarının icraatlar yapmış büyük peygamber ve hükümdarıdır. Kur'ân-ı Kerim, Hz. Süleyman'ın bir İsrailoğulları peygamberi olduğunu açıklarken; Hıristiyanların mukaddes kitabı İncile göre O, bir İsrail kralıdır. Devrinin en önemli hadisesi, Ken'anlıların kesin olarak itaat altına alınmasıdır. Bundan ayrı olarak Hz. Süleyman memleketini 12 eyalete ayırarak her birine birer vali tayin etmiş; böylece ülkenin daha iyi idaresini sağlamıştır. 12 eyalet olmasının sebebi her bölgeye yılda bir ay devlete karşı mükellefiyetler koymasındandır.

  Hz. Süleyman, saltanatlı ve azametli bir peygamberdir. O'nun krallığı bu günkü Filistin, Ürdün'ün tamamı ve Suriye'nin bir kısmını içine almakta idi. Hz. Süleyman'ın eserleri arasında, memleketin savunması için inşa ettirdiklerini ilk sırada saymak lâzımdır. Asker sevki için seçilen kilit noktalarda yaptırılan istihkâmlar bu bakımdan çok önemlidir.

   Hz. Süleyman'ın en mühim eseri , Siyon dağı'na inşa ettirdiği Mâbed'tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd     (Ahid sandığı'dır. Ahit sandığını da anlatacağım sonra) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed'i, Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes sayılmaktadır.
 
  Hz. Süleyman, Sur kralı Hiram (bu Hiram denen adama dikkat! çünkü masonlar için hiram ; Müslümanlar için Hz.Muhammed (S.A.V.) neyse o) ve Mısır Firavunuyla dostluk kurduğu için, her iki ülke ile ticari ve kültürel münasebetlere girişmiştir. Böylece yabancı kültür ve müesseseler israiloğulları arasına da girmeye başlamıştır. Nitekim o tarihten sonra Kudüs'te hem yabancı mallar satılmaya başlanmış; hem de yabancı hükümdarlar Hz. Süleyman'ı ziyarete gelmişlerdir. Bu konuyu vurgulayan Kitab-ı Mukaddes (Tevrat, I. Krallar, X, 22). Hz. Süleyman'ın büyük bir deniz ticaret filosu kurduğunu zikreder.

   İsrailoğulları Hz. Süleyman zamanında sosyal ve medenî açıdan en üst düzeyde bir gelişme sergilemişlerdir. Tarihçiler Hz. Süleymanı âlim, imarcı ve saltanat seven bir kişi olarak tasvir eder (A. Refik, Tarih-i Umumi, İstanbul 1328, I, 266).
   
    Hz. Süleyman, babasından devraldığı büyük devleti daha da güçlendirerek, idaresi altındaki bütün toprakları askerî açıdan kontrol altına almayı başarmıştır.

   Hz. Süleyman'ın hayatı ve faaliyetleriyle ilgili bilgileri daha çok Tevrat ve Kur'ân'da bulmaktayız. Kur'ân-ı Kerim dışındaki kaynaklarda O'nun hayatı hakkında efsanevî nakillere rastlanmaktadır. Gerçek bilgilerle bu esâtirî nakilleri birbirinden ayırmak oldukça zordur

   Hz. Süleyman, tahta çıkar çıkmaz öncelikle kendisine karşı olanları etkisiz hale getirmiş; yakın dostları ve güvendiği kişilere askerî, idarî ve dinî görevler vermiştir. Hz. Süleyman'ın kurduğu devletin temeli daha ziyade ticarete dayanmaktadır. Bundan dolayıdır ki, çevresindeki devletlerden bazıları O'nunla ticaret ortaklıkları kurmuşlardır. Hz. Süleyman özellikle başkent Kudüs için büyük çapta harcamalara girişmiş; burada bir sur, Millo adı verilen bir bina ve meşhur Kudüs Mâbedi'ni yaptırmıştır. Bu Mâbet zamanla Yahudiliğin ve ilk dönem Hıristiyanlığının tek dinî merkezi durumuna gelerek, fiziki yapısının ötesinde bir önem kazanmıştır. Diğer taraftan Hz. Süleyman zamanında gelişen milletler arası ticaret ağı, İsrailoğulları arasında fikrî ve dini açıdan evrensellik anlayışının doğmasını sağlamıştır (Bertholet, Wörterbuch der Religionen, Stuttgart 1962, s. 482).

Hz. Süleyman'ın hakîm ve şair yönü de meşhurdur. Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)'de 31 babtan meydana gelen Süleyman'ın Meselleri'nin O'na ait olduğu Yahudi kaynaklarında zikredilir. Bu bölümde Hz. Süleyman'ın hikmetli sözlerinden örnekler bulunmaktadır: "Rab korkusu bilginin başlangıcıdır"; "Sefihler ise hikmet ve terbiyeyi hor görürler" (I. bab, 7. cümle). Bunun yanı sıra, yine Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)'de 8 babtan meydana gelen ve O'nun yazdığı iddia edilen Neşidelerin Neşidesi bölümünde, bir peygambere hiç de yakışmayacak aşk ve harem hayatından bahseden cümleler vardır. Bunlar da Tevrat'ın tahrife uğradığını açık seçik göstermektedir. Neşidelerin Neşidesi baştan sona okununca bu cümlelerin bir peygamber ağzından çıkmayacağını dindar yahudiler dahi kolayca kabul edebilir. Saydıklarımızdan ayrı olarak Yahudi mezheplerinden Ferisiliği desteklemek için Süleyman'ın Mezmurları adıyla uydurulmuş 18 Mezmur daha vardır. Bunlar Tevrat'a alınmamıştır. Tevrat'taki Mezmurlar O'nun babası Hz. Davud'undur.

Hıristiyan literatüründe Hz. İsa'nın "Davud oğlu" diye anılması, O'nun yalnızca Hz. Davud neslinden geldiğini belirtmek için değildir. Hz. İsa'nın aynı zamanda, Hz. Süleyman gibi insanlar ve cinlere hükmeden gerçek bir "Davud oğlu Süleyman" olduğunu vurgulamak içindir (Ana Brit. XX,169). Arap tarihçileri Hz. Süleyman'ın ihtişamlı şahsiyetini, O'nun sihir ve kehanetteki fevkalâde üstünlüklerini, en karmaşık problemleri keskin zekâsıyla çözüşünü vb. fetanetini anlatmak için müstakil eserler yazmışlardır. Kur'ân-ı Kerim ve İslâm kaynaklarının Hz. Süleyman hakkında verdiği bilgiler Divan edebiyatına da ilham kaynağı olmuştur. Süleymannâme ve Kitab-ı Süleyman, O'nun dini destanî hayatını konu edinen değerli eserlerden sadece ikisidir.

Arap ve Süryani yazılarının icadını Hz. Süleyman'a isnat edenler bulunduğu gibi; Arapça bir çok sihir kitabını O'nun yazdığını iddia edenler de vardır. Hz. Süleyman'la ilgili efsanelerdeki İran tesiri, O'nun Çemşid'le mukayese edilmesine zemin hazırlamıştır (J. Walker, XI,174). Hz. Süleyman'ın mezarı belli değildir. Ancak Kubbetü's-sahrâ (Kudüs) veya Taberiye gölü yakınında bulunduğunu bazı eserler zikretmektedir. Ansiklopedilik bilgilerden sonra baz alabileceğimiz Kur'an-ı Kerim'e göz atacak olursak;

Hz. Süleyman'la ilgili en sağlam bilgiler şüphesiz Kur'ân-ı Kerim'de mevcuttur. Kur'ân'da, Hz. Süleyman'ın ismi çok geçer. Kur'ân O'ndan Allah'ın gerçek bir rasulû, bir nebi ve peygamberlerin bir numunesi olarak söz ederken, kendisine has meziyetlerini de açıklar. Cenab-ı Hakk'ın zaman ve şartlar gereği her peygamberine ihsan ettiği mucizelerden farklı olarak Hz. Süleyman'a da verdiği bir takım mucizeleri vardır. Kur'ân, öncelikle;
 Hz. Süleyman'ın asla kâfir olmadığını (el-Bakara, 2/102) vurgulamakta ve Allah'ın O'na vahyettiğini açıklamaktadır (en-Nisa, 4/163).
Kur'ân'ın bir diğer ayetinde (el-En'am, 6/84). Hz. Süleyman'ın hidayet ve nübüvvete kavuşturulduğu; adaleti tatbik konusunda babasını dahi geçtiği
(el-Enbiya, 21/78, 79); kendisine ilim verildiği
(en-Neml, 27/15); kuşların dilini anladığı (en-Neml, 27/16); cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular topladığı (en-Neml, 27/17) bildirilmektedir.
Hz. Süleyman'ın en önemli hizmetlerinden biri, Sebâ Melikesinin O'nun maiyyetinde müslüman oluşudur (en-Neml, 27/44). Rüzgârın Hz. Süleyman'ın emrine verildiği; erimiş bakır madenlerinin O'nun için sel gibi akıtıldığı; cinlerden bir kısmının O'nun emrinde çalıştığı (es-Sebe', 34/12) yine Kur'ân'dan öğrendiğimiz hususlardır. Hz. Süleyman'ın daima Allah'a yöneldiğini (Sa'd, 38/30); imtihan edilmesi üzerine Rabbından bağışlanma dileğinde bulunduğunu ve kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlığı Rabbından istediğini (Sa'd, 38/34-35) Kur'ân bize haber vermektedir.

Kur'ân-ı Kerim'den hayat hikâyesini oldukça ayrıntılı bir şekilde öğrendiğimiz Hz. Süleymanın, özellikle Tevrat ve Yahudi kaynaklarında farklı anlatılışı dikkat çekmektedir. Kur'ân-ı Kerim Hz. Süleyman'ın bu yük saltanat ve güçlerini büyülerle elde ettiği yolundaki Tevrat (I Krallar ve II. Krallar)'dan kaynaklanan isnadı şiddetle reddeder. Bir diğer husus da şudur: Hz. Davud ve oğlu Hz. Süleyman, bir kavmin çobansız kalan sürüsünün geceleyin başkasına ait bir arazide yayılması üzerine, ortaya çıkan zararla ilgili olarak hüküm vermek durumunda kalmışlardır. Bu meselede Hz. Süleyman'ın hükmü babasının verdiği hükümden daha isabetli olmuştur. Bu önemli hadiseye Kitab-ı Mukaddes ve Yahudi kaynakları yer vermediği halde; bu konuda da doyurucu bilgileri ancak Kur'ân tefsirlerinden almaktayız.

Yine Kur'ân-ı Kerim, Hz. Süleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular topladığını (en-Neml, 27/17) açıkladığı halde, gerek Tevrat, gerekse İncil bu konuya hiç temas etmemiştir. Kur'ân dışında hadiseyi ayrıntılı bir şekilde ancak Talmud ve hahamlara ait rivayetler ele almıştır. Ayni şekilde Hz. Süleyman'a kuş ve hayvan dillerinin öğretilmiş olduğuna dair Kitab-ı Mukaddes'te bilgi bulunmamasına karşılık Kur'ân-ı Kerim önemine binaen bu meselede bizleri bil gilendirmiştir. Biraz farklı olmakla beraber bu konuda İsrail kaynaklı eserlerde (Yahudi Ansk. XI, 439 vd. ) bilgi bulunmaktadır.


Hz. Süleyman'ın hayati, Allah'a gönülden iman eden bir müslümanın aklının ne kadar fazla, ufkunun ne kadar geniş olduğunu bütün insanlığa gösteren çok çarpıcı bir delildir. Hz. Süleyman (a.s.) cinlerden ve insanlardan oluşan ordusu ile kurduğu hakimiyeti, muhteşem bir saraydan yönetiyordu. Ve bu saray döneminin en ileri tekniği kullanılarak üstün bir estetik anlayışı ile inşa edilmişti. Sarayında göz alıcı sanat eserleri ve görenleri hayran bırakıp etkileyen değerli eşyalar, benzersiz bir estetik anlayışı ile yerleştirilmişti. Elbette Hz. Süleyman'ın bu mekâni, görenlerde büyük hayranlık uyandırıyordu.

İnsanların bu saraydan bu kadar etkilenmelerinin nedeni ise, insan fıtratına en uygun olan estetik anlayışını ve ortamı birden karşılarında görmeleri olmuştur. Zira Hz. Süleyman, yaptırdığı bu görkemli sarayı, imanın nuru ve onun getirdiği üstün bir akıl ile yaptırmıştı. Ve bir Müslümanın hangi çağda veya hangi şartlarda yaşarsa yaşasın Allah'ın kendisine verdiği imkânları en güzel şekilde kullanarak eşsiz bir mekân oluşturabileceğinin en güzel örneğini sergilemişti. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'in Neml Sûresi'nin bir çok ayeti, onunla aynı dönemde yaşayan bir kavmin yöneticisi olan Sebe Melikesi'nin Hz. Süleyman'ın ihtişamlı sarayını gördükten sonra ona biat ettiğinden bahseder. Hz. Süleyman, Sebe Melikesi Belkıs'ın varlığını kendisine haber getiren Hüdhüd sayesinde öğrenmişti:"Derken uzun zaman geçmeden (Hüdhüd) geldi ve dedi ki: "Senin kuşatamadığın (öğrenemediğin) şeyi, ben kuşattım ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim. Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona her şeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var. Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar." (Neml Sûresi 22-24)

Bu bilginin üzerine Hz. Süleyman, Allah'ı ilâh olarak kabul etmeyip güneşe secde eden ve şeytanın kendilerine süslü gösterdiği bir sistemi kabul eden Sebe halkını, imana davet etmek için onlara "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" başlayan bir mektup göndermişti. Ve tüm kavmi kendisine teslim olmaya çağırmıştı. "Gerçek şu ki, bu, Süleyman'dandır ve 'şüphesiz Rahman ve Rahim Olan Allah'in Adıyla' (başlamakta)dır. (İçinde de:) "Bana karşı büyüklük göstermeyin ve bana müslüman olarak gelin" diye (yazılmaktadır). (Neml Sûresi 30-31)

Sebe Melikesi o ana kadar hiç karşılaşmadığı kadar kesin bir üslupla tüm hükümdarlığını kendisine katmasını isteyen Hz. Süleyman'ın, bu mektubu karşısında çok şaşırmıştı. Ve kendisini kesin olarak bozguna ugratacağından emin olduğu bu hükümdarı, kararından vazgeçirmek için ona yüklü hediyeler göndermek yolunu seçmişti. Ne var ki Allah'ın rızasını ve rahmetini hiç bir zaman maddî bir menfaate tercih etmeyen tüm peygamberler gibi Hz. Süleyman da, Sebe Melikesi Belkıs'ın hediyelerini geri çevirmiş ve elçileri vasıtasıyla ona ne kadar kararlı, onurlu ve Allah'a bağlı olduğunu gösteren şöyle bir haber göndermişti:"(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldiği zaman: "Sizler bana mal ile yardımda mı bulunmak istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır; hayır, siz, hediyenizle sevinip öğünebilirsiniz" dedi. Sen onlara dön, biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onların karşı koymaları mümkün değil ve biz onları oradan horlanmış aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız." (Neml Sûresi 36-37)

Hz. Süleyman Sebe Melikesi Belkıs'a Allah'ın adı ile başladığı mektubunda kendi gücünün Yüce Rabbinden geldiğini ve asla yenilmeyecek bir kuvvete sahip olduğunu hissettirmişti. Nitekim Hz. Süleyman cinlerden, insanlardan oluşan, ona büyük bir teslimiyetle ve şevkle bağlı bir orduya sahipti. Öyle ki bu ordunun her üyesi Süleyman Aleyhisselam ın bütün sözlerini büyük bir hoşnutlukla ve tam bir itaatle yerine getirmekteydi. Elbette Hz. Süleyman'ın ordusunun tüm gücü Allah'tan gelmekteydi ve Allah'ın ordusu adetullaha uygun olarak her zaman üstün gelecekti.

Sebe Melikesi Belkıs, onun (Hz. Süleyman'ın) sarayına gittiğinde o güne kadar hiç görmediği büyük bir mülk ve zenginlikle karşılaşmıştı:

"Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml Sûresi 44)

Kendisi de bir zenginlik ve hâkimiyete sahip olan Sebe Melikesi Belkıs, Hz. Süleyman'ın sarayına girince o güne kadar gördüğünden çok farklı bir estetik ve bir zenginlikle karşılaşmış ve ruhuna hitap eden büyük bir akla şahit olmuştur. Aslında Sebe Melikesi Belkıs'ın duyduğu hayranlık ve şaşkınlık içine girdiği saraya değil, Hz. Süleyman'ın aklınadır. Çünkü Belkıs'ın karşılaştığı manzara, o dönemin şartlarında yapılabilecek en mükemmel eser olarak tarif edilebilecek en güzel yerdir.

Âyette de ifade edildiği gibi camdan olan köşk zemini öylesine gerçekti ki, Sebe Melikesi Belkıs, ıslanmaması için eteklerini toplayarak ilerlemesi gerektiğini düşünmüştü. Sarayın muhteşemliği ve görkemi, Müslümanların ruhlarında yaşadığı zenginliği yansıtıyordu.

Belkısın başka bir ülkenin hükümdarı olmasına ve bu ülkenin en büyük servetine sahip olmasına rağmen Hz. Süleyman'ın yaşadığı mekândan ve onun zenginliğinden etkilenme sebebi de budur. Teknik anlamda büyük servetler harcanan mekânlarda yaşamasına rağmen, pek çok kişi insan fitratının hoşlanacağı estetiği sağlayamayabilir. Oysa Hz. Süleyman'ın sarayının her köşesinde görülen zevk, akıl ve mükemmellik sadece servetle elde edilebilecek bir görünüm değildir. İşte aradaki bu farkı daha sarayın girişini görür görmez anlayan Belkıs, böyle bir yeri meydana getiren akla ve o aklın üstünlüğüne hemen teslim olmuştur. Sebe melikesi Süleyman Âleyhisselamın aklının sahibi olan Cenâb-ı Allah'a iman ettiğini söylemiş ve müslümanlardan olmayı kabul etmiştir.

Hz. Süleyman ve onunla birlikte yasayan mü'minler, Allah'ın kendilerine verdiği bu büyük mülkü taşımaya lâyık ve ehil kimselerdi. Rabbine karşı son derece güzel ahlâklı, teslimiyetli ve mütevazi bir peygamber olan Hz. Süleyman, kendisine nimet olarak bahsedilen bu büyük zenginliği yine yalnızca Allah'ı razı etmek ve onların kalbini Islâm'a ısındırmak için kullanıyordu. Pek çok peygamber de aynı Hz. Süleyman gibi insanlara dini tebliğ ederken halkın karşısına büyük bir zenginlikle çıkarak, onları etkileme yoluna gitmişti. Hazinenin başına getirilen Hz. Yusuf, kendisine büyük bir mülk verilen Hz. İbrahim, görenleri hayrete düşürecek kadar ihtisamlı bir hâkimiyete sahip olan Hz. Süleyman ve fakirken zengin kılınan Peygamberimiz Hz. Muhammed, yaşadıkları hayat boyunca bunun en güzel örneklerini sergilemişlerdir.

 Peygamberlerin bu zenginliği ve yaşadıkları üstün ahlâki gören insanlar, hiç bir sistemin ya da ideolojinin kendilerine sunmadığı böyle bir maneviyatı ve maddî ihtişamı elde edebilmenin yolunu merak ediyorlardı. Bu nedenle Islâmı henüz tanımayan insanlar, ilk basta bu zenginliğin sebebine ve gördükleri ahlâkî yapısına karşı duydukları merakla Islâma yaklasmışlardır. Ahlâkî üstünlükleri ve tümüyle Allah yolunda kullandıkları zenginlikleriyle halkın kalbini Islâma ısındıran peygamberler, böylece kısa sürede Allah'ın izniyle büyük kitlelere dini yaymayı başarmışlardır.    

Ve gönderilen her peygamber gönderildiği tarihde halk neyle meşgulsa o konuda donanımlı gönderilir! Ve Hz.Süleyman'da büyü ve cinlerle olan münasebetin en yaygın olduğu dönemde gönerildiğinden bu konuya çok hakim olarak donatılmıştır.O dönemdeki tüm büyü kitaplarını toplattırmıştı (Cinlerin neler yapabildiğini daha sonra anlatacağım) .Ve Hz.Süleyman'ın çok büyük hazineleri vardı ,500 deve sadece anahtarlarını taşıyordu hatta filmlerede konu olmuştur mesala  indiana jones gibi ! İşte Hz.Süleyman bu hazineleri toplamak için  cinleri  kullanıyordu  ve buna örnek olarak ulaşılması zor olan madenleri bulmak içinde cinleri kullanıyordu . Hatta ve hatta cinleri ve şeytanları ellerine zincir vurarak çalıştırdığı anlatılıyor ve Mescid-i Aksa'yı da cinler ve şeytanlara yaptırmıştır!! Ve Mescid-i Aksa yapılırken Hz.Süleyman ölüyor, değneğine dayalı kalıyor sonra bi kurt değneğin içine girip içini çürütüyor. Ancak cinler öldüğünü bilmiyorlar ta ki değnek kırılarak Hz Süleyman yere düşene kadar ve öldüğü öyle anlaşılmış sonra da cinler ile Şeytanlar Hacer-i Muallak taşını bırakıp işi yarıda bırakıyorlar.
(Sebe’ / 14 : " Süleyman’ın ölümüne karar verip, icra ettiğimiz zaman, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız ağaç kurdu, Süleyman’ın dayandığı asâsını yiyordu. Asânın yenmesi sonucu, Süleyman yere yıkılınca, cinler aldatıldıklarını öğrendiler. Eğer cinler bilgi alanları ötesini, gaybı bilmiş olsalardı, o zillet içinde bırakan, alçaltıcı cezaya, mahkûmiyete benzeyen ameleliğe devam etmezlerdi.")

Tavanı sarı olan Mescid-i Aksa değil Kubbet-us Sahra'dır


İşte Hz.Süleyman Tüm hazinelerini Mescid-i Aksa'nın altına gömmüş saklamıştır ve o büyü kitaplarınıda ayrı bi bölüme kapatmıştır.
 Ahit sandığınıda bi yere gömdüğü yönünde bazı görüşler vardır!Şuanda da israil harıl harıl o sandığı arıyor çünkü içinde çok büyük tılsımlar var.
Tabi O Hz.Süleyman'ın yaptırdığı Tapınaktaki (Mescid-i Aksaya Hz.Süleymanın tapınağı diyorlar)  siyah papazıda anlatacağım sonraki yazılarımda
Daha doğrusu Mescid-i Aksayı yıkıyorlar!!!! Kabala'nın ele geçirilmesinde anlatacağım neden olduğunu...


                                                                         Kabala
                           




Hayat Ağacı

Jakin ve Boaz











Şimdi kabalaya girmeden birazcık içimi boşaltayım ! Bu konuları araştırırken içim acıyor,yanıyor adeta! Milletimin saflığına mı yoksa kandırıldığına mı yanayım bilemiyorum :(  şimdi sorsam "Ebced ,Cifir   Hesabı nedir?" diye eminim 10 kişiden 9'u bilmez ne olduğunu ama elin siyonisti babasına kadar araştırır öğrenir bizimkiler de "yok hurafedir, yok sen hala bunlara inanıyor musun hehehe" falan filan der. Aslında ebced hesabı gerçek islam alimleri tarafından da kullanılmıştır ve Kuran-ı Kerim'de de kullanılır yani bir ayette yada cümledeki harflerin toplama çıkarma hesabıdır zaten Ömer Çelakıl da bu hesabı kullananlardan. Tüm ayetlerde böyle olduğu söylenemez ancak belli ayetlerde bu sistemden yararlanılır.

 Allah'ın yarattığı kainat bir matrix sistemidir (Matrix filminin deşifresini açıklayacağım sonra) ama günümüz bilimi sadece fibonacci sayı dizisini, altın oranı vb daha yeni yeni kabul ediyor. İşte kabala da diğer boyutlarla bizim boyutumuz arasındaki bağlantıyı sağlamak için cinlerle yapılan iletişim diyebiliriz.

  Kabalanın nasıl ele geçirildiğini sonraki yazılarımda izah edeceğim inşa'Allah. Aslında kabala kitap olarak bilinir ancak kitap olarak görmek hata olur çünkü sanat olarak bakılmalıdır. Kitap olarak görenler vardır ama normal bir kitap değildir tabi ki. Kaynağı eski Mısır'a  dayanıyor. Bu kitap en baba büyüleri içinde barındırıyor referans olarak Kur'an-ı Kerim'de de geçen Hz.Musa ile Firavun hikayesini gösterilebilir. Büyü denildiğinde şapkadan tavşan çıkarma olarak düşünmeyin, hayatın her alanına etki etme büyüleri de var. Şimdi diyeceksiniz ki 'Hz.Süleyman niye yok etmedi diye' ona bakarsanız Allah niye şeytanı yok etmedi de mühlet verdi o zaman? Hiçbir şey boşuna değil her şeyin bir sebebi bir hikmeti var.
 
Nostradamus dediğiniz bir şahıs var ve kendisine ait gösterilen çoğu şey kendisine ait değil var ya kendisine ait çoğu şey kasıtlı olarak gerçekleştirilerek algı operasyonu da yapılmakta. Kasıtlı olarak gerçekleştirilen bu eylemler ve olaylar ise sonrasında da zaten basın bu adamların elinde olduğundan abarta abarta uçurmuşlar adamı yok ölümünü bilmişmiş! Peygamberimiz 1400 yıl önceden bu gün olacakları harfi harfine söylemiş ama dinleyen kim? Velhasılı kelam çok karamsar olmayalım tekrar huzurlu bereketli günler bizi bekliyor ama öncesinde ki doğum sancılarına dayanmak zorundayız...





Neyse daha çok karıştırmadan şunu da söyleyeyim damalı yüzeyler 2 boyut arası geçişi temsil.



to be continued.....

15 yorum:

  1. Harikasın üstad

    YanıtlaSil
  2. Sübhanallah İbretlik paylaşım kardeşim verdim şukunu

    YanıtlaSil
  3. Eyvallah Canlar ;) Yeni yazı pazartesiye hazır olacak inşa'Allah ;)

    YanıtlaSil
  4. twitter'da
    3 kişiyi takip ediyorum
    sikkofield bunlardan biri

    ilk yazını okudum dostum
    ama sikkofield'in kopyası mısın
    ondan öykünmüşmüsün bilmiyorum
    fakat anlatım dilinizde çok fark var

    ayrıca twitterdan beni takip eden sen oldun
    sikkofield ise onlarca mailime karşın bana dönmedi

    ilginç.

    sikko ustanın dediği aklınızdan çıkmasın
    99 doğruya 1 yanlış kavramı çok doğru

    1 yanlışa kendimi kaptırıp
    körü körüne kendimi kaptıracak yaşları geçrim

    günümüzde doğrulara ulaşamadığımız aşikar

    1 yanlış yüzünden 99 doğrudan kaçamam

    takip ediyorum seni

    başarılar....

    YanıtlaSil
  5. derlemeci çocuk8 Mayıs 2012 22:32

    yazdığın yazılar bir yerden alıntı mı değil mi bilmiyorum.

    araştırmalarına dayanarak kendi kelimelerinle yazıyorsan bravo, copy-paste yapıyorsan senin siten bir derleme diyebiliriz.

    bir msikkofield değilsin. bunu da bilmen lazım.

    anlatımın çok didaktik. okudukça sıkılıyor insan. ansiklopedik bilgiler gibi. eğlenceli bir üslup yok...bu da orijinallikten uzaklaştırıyor blogu.

    diğer yazılarını da okuyacağım bakalım...

    YanıtlaSil
  6. aslında sanki alttan alttan bize illuminati işleniyor öğretiliyor tüm incelikleriyle ne dersiniz??? bu kadar ayrıntı neden? iyice öğrenelim, yarın lazım olur...

    YanıtlaSil
  7. ANLATCAM ASNLATCAM DEYIP BIR COK SEYI HAVADA BIRAKMISSIN

    YanıtlaSil
  8. niye bu kadar ayrinti var k illuminatiyi bu kafar oyrenmek gereksiz bence kisaca daha mantili bi yazi yeterdi .. o kitabdan bu kitabdan alindi diye yazdiqlarin braz sacma olmus... amma yine de ellerine saglik

    YanıtlaSil
  9. Resimler Açılmıyor. Blog Güncel Değil Fakat Tekrar Güncellenmesi İçin Hiçbir Engel yok...
    Zamanı İle de Bir Çok Gelişme Ve Argüman Varken...

    http://isagenel.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  10. peygamberimiz 1400 yil sonra olacaklari soyledi yazisini okuduktan sonrasini okumadim
    bu bilgileri sallamasyon biglileri nasil ogrenip bunlarin etrafinda toplanabilirsunuz ki

    1.si peygamber gelecegi bilemez .
    2.si mezheplerin uydurdugu hadisleri cikartirsak peygamber kurandan baska birsey soylememistir.
    3.su kurani kerimde bu yukardaki 2 seyi destekleyen ayetlerler vardir.
    4.su Hz Suleymanla ilgili kuranda yazanlar arasinda buyulu bir kitap , onun baskalarina verilmesi , ahit sandigi , anahtarlar tilsimlar gormedim.

    yok osmanlidada buyu kullanilmista , yok kitabi bulmusmuslarda vs..vs...
    fantastik hikayelere desteksiz seylere gerek yok.

    onu sonra bunu sonra anlatcam demekle olmaz

    buyunun her turlusu haramdir onu yapanda yaptiranda harama girer . Allah tarafindan yasak edilmistir.bu yuzden yok omer celakil kullaniyordu vs.. sacmaliklarina girmeyelim


    su uydurma atalarinizin dininden vazgecin de kurani okuyun.

    YanıtlaSil
  11. Gaybi bilen yqlnizca Allahtir.Yalniz bikdirdikleri Rqsulleri mustesna...Bu ayet nereye gidiyor peki??? Bir ayeti okuyup onunn hemen ardindan gelen ayeti neden yok sayipda Ayet inkar etmwye yelteniyorusnuz???Kurani Kerim sadece bazi ayetleei cinbizlanip inanilacak bir kitap degildir.Hepsine iman etmedikce İmaniniz tqm olmaz.Ve dqhi komik duruma dusersiniz boyle.yapmayin sunu.

    YanıtlaSil
  12. Gaybi bilen yqlnizca Allahtir.Yalniz bikdirdikleri Rqsulleri mustesna...Bu ayet nereye gidiyor peki??? Bir ayeti okuyup onunn hemen ardindan gelen ayeti neden yok sayipda Ayet inkar etmwye yelteniyorusnuz???Kurani Kerim sadece bazi ayetleei cinbizlanip inanilacak bir kitap degildir.Hepsine iman etmedikce İmaniniz tqm olmaz.Ve dqhi komik duruma dusersiniz boyle.yapmayin sunu.

    YanıtlaSil
  13. Gaybi bilen yqlnizca Allahtir.Yalniz bikdirdikleri Rqsulleri mustesna...Bu ayet nereye gidiyor peki??? Bir ayeti okuyup onunn hemen ardindan gelen ayeti neden yok sayipda Ayet inkar etmwye yelteniyorusnuz???Kurani Kerim sadece bazi ayetleei cinbizlanip inanilacak bir kitap degildir.Hepsine iman etmedikce İmaniniz tqm olmaz.Ve dqhi komik duruma dusersiniz boyle.yapmayin sunu.

    YanıtlaSil