Web Toolbar by Wibiya Uyandırıcı / Şokçu: İlluminati'nin Yeni Oyunu ACTA

Güncellemeler


İlluminati Konusunda Yeni Olan Arkadaşlara : Düşmanımızı Tanıyalım- İlluminatiye Giriş Yazısından Başlayarak Son Yazıya Doğru Okumasını Öneririm


Son Yazımız - Ülkemiz Üzerinde Oynanan Oyunlar ve Dinler Arası Diyalog Tehlikesi Volume I



Önemli => İlluminati'nin Yeni Oyunu ACTA

"Bir ulusu fethetmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır. Birisi kılıçla, diğeri borçla." (John Adams)


Amacımız "Onların" nasıl düşündüklerini bilmenizdir

21 Mayıs 2012 Pazartesi

İlluminati'nin Yeni Oyunu ACTA





  Merhaba arkadaşlar.Yeni yazımızda HAARP teknolojisinden bahsetmek istiyorduk ancak son 1-1.5 ayda gelen e-maillerde aşırı bir şekilde ACTA anlaşmasına değinmemiz istendi ve araştırdık. Ülkemizde yeterince bu konu üzerinde durulmadığını fark edip bu konu hakkında bir yazı yazma gereği duyduk.


Kendi adıma konuşmam gerekirse, ben ilk defa 2009 yılında Wikileaks belgelerini didik didik araştırırken görmüştüm ancak üzerinde çok durmamıştım. Devletler arasındaki yazışmalar ve bilgi akışı bana daha cazip gelmişti fakat SOPA ile internete getirilmesi planlanan kısıtlamalar dikkatimi çekti. Konuyu araştırınca da aklıma Jay Rockefeller'in o meşhur sözü geldi.

"İnternet asla var olmamalıydı"


Aslında bu söz onların internetten ne kadar çok çektiğinin bir özetidir. Önceleri henüz internet bu kadar yaygın değilken illuminati gibi şeytani oluşumlar hakkında araştırma yapan ve yaptıkları araştırmaları da insanlara ulaştırmaya çalışan bir avuç insan zorunlu olarak soluğu ya kitabevlerinde ya da matbaalarda alıyordu. Tabi iş böyle olunca da  bir çok riski de yanında getiriyordu. Çünkü matbaa ve kitabevi sahipleri masonlar ile uğraşmaktan çekindikleri için ya kitabı basmıyorlardı ya da masonlara kitap ve yazar hakkında bilgi gönderiyorlardı.


 Araştırmacılarda ya uyarılıyordu ya da öldürülüyorlardı. Sonra internet yaygınlaşınca google gibi siyonist bir site aracılığıyla bile size bu şeytani oluşumlar hakkında bilgi verebiliyorum. Gerisini siz düşünün. ACTA'dan bahsetmeden önce SOPA'dan bahsetmek istiyorum çünkü interneti kısıtlama için ortaya atılan ilk yasa SOPA'dır.


SOPA (Stop Online Piracy Act)


SOPA'nın açılımının meali ise "Online korsanlığı durdur" sanki kendilerinden büyük bir korsan varmış gibi. SOPA ülkemizde önce 22 Ağustos sonra da 22 Kasım kararları olarak da bilinen  filtre paketleri gibi devletin internet üzerinden elde etmeye çalıştığı güç, uygulama ve baskının ABD'de ki versiyonudur.


"ABD'de olan bir yasa tasarısının bizimle ne ilgisi olabilir?" gibi bir soru akıllara gelebilir tabi.

Çok ilgisi var tabi ki. Nedeni ise her şeyde olduğu gibi internette de ithalatçıyız. Kullandığımız neredeyse tüm siteler ABD ve AB kaynaklı. Yani orada ne karar alınırsa, burada da uygulanıyor.


 SOPA ile devlet herhangi bir sitenin telif hakkını çiğnediğini fark ederse, site erişimini engelleme yetkisine sahip olacak. Tabi bu kadar az da değil hani. Korsan yayın hizmeti, bağlantısı sunan siteler ve bu siteler üzerinden ödeme hizmeti sağlayan Paypal gibi sistemlere ve bu sakıncalı sitelere reklam verenlere de yaptıkları işlemlerin durdurulması için emir verebilecek.


Her şey iyi hoş ama sıkıntı neyin telif hakkına girip girmediği konusuna gelince işler tıkanıyor. Çünkü SOPA vb yasalarda bu konu devletin insiyatifine bırakılmış vaziyette. Devlet nerede canını sıkan bir yazı veya belgeye rastlarsa o siteyi engelleme yetkisine sahip olduğu için herkes devletin düşündüğünü düşünmek ve söylemek istediklerini söylemek durumunda kalacak.


Youtube ve Facebook gibi sosyal medyanın vazgeçilmezi olan sitelerde bu durumdan nasibini alacağa benziyordu. Çünkü bu siteler telif hakkı ödemeden bilgi ve görüntü paylaşıyorlar. Google gibi blog hizmeti veren siteleri söylemek bile istemiyorum. Sanal dünyada yayınlanan görüntü, ses ve yazı SOPA ile korsan yayın olarak algılanıp, erişimi engellenebilecek. Neyse ki ABD'de hala aklını kullanabilen bir kaç kişi kalmış ki insanları bu konu hakkında bilgilendirerek, tepkilerini ortaya koymaları konusunda onları ikna edip yasaların geri çekilmesini sağladı.


Evet SOPA hakkında biraz da olsa fikir sahibi olduğumuza göre yeni sorunumuz olan ACTA'ya geçebiliriz.


SOPA ile ACTA arasındaki fark!!

  ACTA'nın açılımı (Sahtekârlık Karşıtı Ticaret Anlaşması)'dır.  ACTA'yı kabul ettirmeye çalışanlara sesleniyorum "Sizden büyük sahtekâr mı var?"


ACTA yaklaşık SOPA'nın tüm maddelerini kapsar hatta daha ağır maddeler bulunmaktadır. Öne çıkan maddeler şu şekildedir;


1-) "Telif Hakları" adı altında tüm internet kullanıcılarını fişleyebilir.


2-) Bir video klip hazırladınız ve internete yüklediğiniz, arka fonda çalan şarkı ve karelerin arasında bulunan bir fotoğraf yüzünden telif ihlali ile yargılanabilirsiniz.


3-) ACTA şu ana kadarki en ağır sansür uygulamasıdır.


4-) ACTA ile internette resmi olarak gözetlenip ve internet paylaşılan bir korsan paylaşımdan dolayı hapis cezasına çarptırılabilecek.


SOPA ile ACTA arasındaki en büyük fark, SOPA internet sitelerini, ACTA ise İnternet servis sağlayıcıları , kullanıcılardan sorumlu tutulması anlamına geliyor. Bu uygulama ile ISS'lerin ağlarını sansürleme ve kullanıcıları izlenmesi anlamına geliyor.


 ACTA korsan kullanım,satış artık her ne olursa olsun hapis ve para cezasını getiriyor. Tabi korsan üretim olarak gördükleri yazı vb bir materyalin de yok edilmesini içeren çok tehlikeli bir yasadır. SOPA'dan bir diğer farkı da tarım, gıda ve ilaç sektörünü de etkileyecek bir yasadır bu ACTA denilen başbelası uygulama. Tarım, gıda ve ilaç sektörünü bir sonraki yazımızda derinlemesine inceleyeceğiz.



Bu yasa Avrupa Birliği'nin bir çok üyesi tarafından kabul edildi.  ACTA yalnızca ceza vermekle kalmıyor yanında ihlali gerçekleştiren kullanıcının bilgilerinin de yetkili makamlara ulaştırılmasını zorunlu kılıyor.


Bu yasa ile bir sitenin erişime engellenmesi için telif hakkı ihlali yapmasına da gerek yok, ihlal yapan siteye ait linki paylaşması bile o sitenin engellenmesi için yeterli olacak. Şöyle söyleyeyim, bu yasalar interneti tekelleştirmek için büyük adımlar olacak ama sadece internet ile kısıtlı kalacağını zannediyorsanız aldanıyorsunuz.


Yüzüklerin efendisi serisinde hep duyduğumuz "I  see you!!"  sözünü artık hayatımızın her alanında duyuyor olacağız. Yabancı kaynaklardan edindiğim bilgiler ile sizi bu konu hakkında uyarmaya çalıştım. Umarım en azından bir kaç kişiye ulaşabilmişimdir.

"Ben kimim ki?" deme hiçbir zaman. Seni kontrol altında tutmak için yıllık harcadıkları parayı duysan, aklın durur. Her şey sende başlar. Tepkini ortaya koy sonra da gör bakayım neler oluyor.  Gelecek yazımızda görüşmek dileğiyle...


To be continued...

10 yorum:

  1. Güzel yazı tebrikler

    YanıtlaSil
  2. artık actayı unilerde de tanıtıyorlar diye biliyorum

    YanıtlaSil
  3. Bloğunu yeni buldum. Sağlam yazıyorsun

    YanıtlaSil
  4. daha sık yaz lütfen bağımlılık yaptı reyiz :)

    YanıtlaSil
  5. Paradox947|Senin gibi adamların olduğunu bilmek bile deccaliın ordusuna karşı zafere ulaşabilme umudumu arttırıyor :)
    İnsanları Bir pasif günah robotuna çevirmeye çalışan illumunati aslında ilk önce televizyonun(bana göre deccalin tek gözü :D) evlere girmesiyle beyin yıkamaya başladılar interneti yararlı kısmını yok ederek internetilede bunu devam ettirmEye çalışıyorlar.

    YanıtlaSil
  6. :))) Dünyayı Ele Geçirdiler Para Altın Değerli Bir Çok Şey Onların Bizse Kuklalarıyız Yaptırıyorlar Çiziyorlar Kafalarına Göre İnsanları Öldürüyorlar Güçlüler Dış Dünyalar İle Bağlantıları Bile Olabilir Bu İnsanlar Çok Zekiler ve Dünyada Bunu Bilen Çok Az Kişi Var Biz O Günü Bekleyen İnsanlarız ve ALLAH' a inandığımız sürece ve umudumuz Güllerin efendisi Hz.Muhammed (SAV) oldukça biz yenilmeyiz gerekirse tekrar diriliriz...

    YanıtlaSil
  7. ilginç şu anda şaşırdım kaldım neyin peşinde olduğu belli olmayanlar neler yapmaya çalışıyorlar

    YanıtlaSil
  8. İllunun parası, bizim dinimiz var...

    YanıtlaSil